Ney'in çok eskiden beri musikide kullanıldığı, Türkler tarafından özellikle Hz.Mevlana ile dini musikimize girdiği, gün geçtikçe mevleviliğin sembolü müzik aleti durumuna geldiği bilinir. Mevlevilik deyince ney'in, ney deyince de mevleviliğin hatta Cenab-ı Allah'ın hatıra geldiği, uhrevi bir mananın meydana geldiği malumdur. Ney'in sesindeki içli ve duygulandırıcı öz ve tesir Hz.Mevlana'ya yüksek bir coşkunluk içerisinde "ney'ini, tanburunu al da gel" dedirtmiştir. Mevlana gerçekte o yüce dergaha, Allah ve hak sevgisine, resulullahın aşkına bizleri çağırmaktadır. O coşuş da zaten bu hale erenlerindir.
 

Böyle bir nimete erenler ki, neş'e, zevk ve sürur içerisinde olurlar. Tekbir'deki, salavat-ı şerife'deki o yüksek ruh anlayışı ve ifade bizleri ulu dergaha çağırmakta, ney'in sesindeki davet de elsiz-ayaksız, dilsiz-dudaksız, işaretsiz, özümüze yalın bir çağrıdır. Bu dili herkes anlar. Putperesti, mecusisi, hristiyanı, musevisi de anlar. Kasıt o öze hitaptır.
 

"Ey dost! Ey ney'e, ney'in sesine aşık talip! Esasta sen seni arayıp çağırmadasın. Bul kendini. Bu çağrıya, sana başlangıçta bir destek, yardım ve yol olsun diye çok çok acizane olan tarifi senin için yaptım. Bir deliğinde bir çok çeşit avaze, nağme ve ses çıkan bu kamış parçası esasında basit kurallarla, nota işaretleri ve kaideleriyle de hiçbir zaman öğrenilmez. Sen notayı ve musikiyi çok iyi bilsen de yine bir bilene ney'i üflemeden önce danış. Aşkı, şevki, zevki, feyzi ehlinden, erbabından öğren. Onun için sana yakın olabilecek ney aşıklarını ve ney'e aşinaları ara. O aşıklardan destur al, himmet al ve feyiz al. Bu ezeli ve ebedi olan ilahi musikiye sen de ney'inle katıl. Aşkın ve feyzin bol olsun."

Sencer DERYA
 

Avazeyi bu aleme Davud gibi sal;
Baki kalan bu kubbede bir hoş seda imiş.
Baki